Kayıtlar

Onur Dönmezer, İskenderun Blog'a röportaj vererek Duygu Ungan'ın sorularını cevaplandırdı.

Resim
ÖZEL RÖPORTAJ: Bölge Ekonomisi “DASİFED Ticaret Köprüsü” ile Hareketleniyor. Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye illerini kapsayan bölgede faaliyet gösteren DASİFED’in Genel Sekreteri Onur DÖNMEZER ile bir söyleşi gerçekleştirdik.  Hatay İş Dünyası’nın genç ve başarılı Genel Sekreteri Onur DÖNMEZER, federasyona bağlı dernekleri ve üyeleri arasında iş ağı oluşturdukları “Ticaret Köprüsü” etkinliği ile ilgili hazırladığımız sorularımıza cevap verdi.   Onur Bey bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?  Tabii ki memnuniyetle. Doğma büyüme Antakyalı’yım. İlköğretim ve lise eğitimimi Antakya’da tamamladım. Mersin Üniversitesi Turist Rehberliği bölümünden mezun olduktan sonra Beyaz Rusya’ya gittim, orada dil eğitimi aldım. Ardından Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünü bitirdim. Halen Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Yönetimi Anabilim Dalı’nda Yüksek Lisans eğitimimi devam ettirmekteyim.  Kariyerimde kısa sürede farklı sekt...

Suriyelilere Karşı Provokasyonlara Dikkat!

 Son dönemde ülkemizin farklı noktalarında Suriyeli sığınmacılar ile vatandaşlarımız arasındaki gerginliklerin arttığını görüyoruz. Vatandaşlarımız Suriyelilere kapılarını açtı, onları misafir etti; ancak artık görüyor ki bu misafirlik uzadıkça ekonomik ve sosyolojik  anlamda yorulan toplumumuzun sinir uçlarına dokunmaya başladı. Ancak sığınmacılar konusu tamamen siyasidir. Bu yüzden bu konuda tepkiyi masum Suriyelilere değil, onları ülkemize getiren ve burada tutmakta ısrar eden mevcut iktidara göstermek gerekiyor. ABD ve AB, Suriyelilerin ülkemizde kalıcı olmalarını istiyor ki orta vadede demografik yapımızı değiştirip, ülkemizi parçalamanın planları yapılıyor. Suriyelilerin kalıcı olması ülkemiz için beka sorunudur. Ama tepki onlara değil, onları ülkemizde tutanlara gösterilmelidir. Tepkinin en iyi gösterileceği alan ise seçim sandığıdır. Suriyelileri ülkemizden davullarla zurnalarla göndereceğini söyleyen CHP, ülkemizin bekasını korumak için iktidara getirilmelidir. O gün ...

Suriyeliler Suriye'ye!

Suriyelilerin vatanlarına dönmelerini savunmak ırkçılık değildir! Suriye'de iç savaş sona erdi. Suriye Arap Cumhuriyeti devlet başkanı Beşar Esad, ülkelerinden ayrılmak zorunda kalan Suriyelilere vatanlarını dönme çağrısında bulundu. Üstelik Suriye'de af yasası da çıkartılarak, ülkesine karşı suç işleyenlerin dahi geri döndüklerinde affedilecekleri garantisi verildi. Peki neden hala 5 milyon Suriyeli Türkiye'de? Çünkü emperyalist ülkeler Türkiye'yi savaşla yenemeyince, demografik yapısını değiştirerek  ülkemizi parçalamak istiyorlar. Türkiye'ye gelen milyonlarca euro fonların tamamı Suriyelilerin kalmasına yönelik. Suriyelilerin doğum oranlarına baktığımızda, 20 yıl sonra nur topu gibi Suriyeli kimlik sorunu ile karşı karşıya kalacağız. 5 milyon Suriyeli'nin ülkemize yerleştirilmesinin ikinci sebebi de; Suriye'de onlardan boşalan topraklarda Kürt nüfusu oranını arttırarak PYD/PKK devleti kurmanın önünü açtılar. Ak Parti iktidarı, küresel güçlerin bu planının...

Hatay'ı bölmek, Türkiye'yi bölmektir!

 Hatay'ı bölmek, Türkiye'yi bölmektir! Bakın bu olay basit bir yerel sorun değildir, bölgesel dengeleri değiştirecek emperyalist bir projedir. Atatürk boşu boşuna "Hatay benim şahsi meselemdir." demedi. Hatay'a sahip olmak Doğu Akdeniz'deki doğalgaz ve petrol yataklarında söz sahibi olmak demektir.  Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında Irak nasıl 3 etnik bölgesel yönetime bölündüyse, şu anda Suriye'yi de 3 etnik bölgesel yönetime bölmek için çabalıyorlar. Emperyalistlerin Suriye'den sonraki hedefi Türkiye'yi bölmektir. BOP'un Türkiye ayağını Hatay üzerinden başlatmayı planlıyorlar. Bu kapsamda 500 bin Suriyeli Hatay'a yerleştirildi. Siyonistlerin bölgesel haritası incelendiğinde; İskenderun-Arsuz-Samandağ-Lazkiye-Beyrut kıyı şeridini "Alevistan" bölgesel yönetimi, Suriye'nin kuzeyindeki Kürt koridorunu Afrin-Hassa-Dörtyol-Payas ile birleştirip "Kürdistan" bölgesel yönetimi, Antakya-Reyhanlı-Altınözü-Halep-İdlip ile birl...

İç Cephede Birlik Atatürk'te Sağlanmalı

 Türkiye kuruluşunun 100. yılına giderken yine emperyalistler tarafından Suriye'den, Doğu Akdeniz'den, Balkanlar'dan ve Kafkasya'dan kuşatılmaktadır. Emperyalizmin bu topraklar üzerindeki planları hiç değişmedi. Haçlı Seferleri'nden Sevr'e, Sevr'den Büyük Ortadoğu Projesi'ne bu coğrafyadaki arzuları ve Türk düşmanlıkları hiç bitmedi. İdlip, Libya, Mavi Vatan ve Karabağ fiziki ayrı özünde tek cephedir, düşman emperyalizmdir. Tüm cephelerde 100. yılına giden Cumhuriyet'imize, ülkemizin bölünmez bütünlüğüne ve bekasına sahip çıkmak için önce iç cepheyi güçlendirmek gerekir. İç cephede birlik Mustafa Kemal Atatürk'le sağlanır. 4 koldan kuşatılırken iç cephede Atatürk düşmanlığı yapanlar emperyalizmin işbirlikçileridir. Empeyalizme ve onların yerli işbirlikçilerine karşı ülkemizin birliğini ve bağımsızlığını, bölünmez bütünlüğünü ve Cumhuriyeti'mizi savunmak boynumuzun borcudur. "Azerbaycan'ın sevinci sevincimiz, kederi kederimizdir....

Hatay'daki Suriyeli'lerin Plebisit Tehlikesi

Bugün Rus medyasında dehşet verici bir yazı okudum. Yazıda Hatay'a dikkat çekiyordu. Özetle kendi yorumumla paylaşmak istiyorum: Yazıda Hatay için "Suriye'den Çalınan Şehir" olarak bahsediliyor. Fransa'nın 2. Dünya Savaşı öncesi müttefik arayışı içerisinde iken Türkiye'yi yanına almak için Hatay'ın 1939'da Türkiye'ye verildiğine  dikkat çekiyor. Ancak Hatay'ın Türkiye'ye verilmesi Lozan'a teknik olarak ters düşeceği için Fransa'nın jest yaparak referandum önerdiğini vurguluyor. Yazıda şöyle devam ediyor: Suriye yıllarca Hatay'ın Türkiye'ye verilmesi kararını tanımadı. 2011 yılı öncesi Türkiye ile Suriye'nin yakınlaşması, ortak yatırımlar planlanması (Dostluk Barajı), aradaki ilişkilerin düzelmesiyle Hatay konusu tartışmalarının rafa kalktığını; ancak 2011'den sonra Türkiye'nin Esad rejimine karşı terörist grupları desteklemesi ve ilişkilerin bozulmasıyla Hatay konusu tartışmalarının yeniden alevlendiği vurgul...

Rüzgârın Yönüne Göre Savrulan Suriye Politikası

Hükümetin Suriye politikasını inanın hayretle izliyorum. Suriye'nin kuzeyine yapılan Zeytindalı, Barış Pınarı ve Fırat Kalkanı Harekatı operasyonları, orada oluşturulması planlanan terör kolidoru ve sonrasında kurulması planlanan sözde devletçiği önlemek adına doğru adımlardı, biz de destekledik. Ancak operasyonu yaparken ifade ettiğimiz nokta Suriye'nin toprak bütünlüğünü korumaktı. Zira bu konu ile ilgili her yazımda Suriye'nin toprak bütünlüğünü korumak, Türkiye'nin toprak bütünlüğünü korumaktır, diyorum. Fakat, o süreçte Rusya'nın desteği ile Suriye'nin kuzeyine girip ABD'nin desteklediği teröristlerle savaşırken; bugün geldiğimiz noktada ABD'nin desteğiyle Suriye'nin batısı İdlip'te Rusya'nın desteklediği rejimle savaşacak olmamız dış politikamızın ne kadar vahim durumda olduğunu gösteriyor. Suriye'nin toprak bütünlüğünü savunuyorsak yapmamız gereken; Suriye ve Rusya ile ortak masada buluşup İdlip'te bulunan tüm terörist ...

Libya Tezkeresi Kumarı

Libya tezkeresi mecliste görüşülüyor. Peki nedir Libya'daki durum? Libya'da bir yanda Ulusal Mutabakat Hükümeti, diğer yanda ise Hafter güçleri; bir iç savaş var. Türkiye, Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni destekliyor ve asker göndermek istiyor. Peki ya iç savaşı Hafter kazanırsa? Kendimize stratejik yeni bir düşman daha yaratacağız. Böyle bir durumda Libya ile yaptığımız "deniz yetki alanı sınırlandırma anlaşması" hayal olur. Karşısında yer alıp asker gönderdiğimiz Hafter kazanırsa, Doğu Akdeniz konusunda karşı cephede yer alacaktır. Bu da ülkemiz için stratejik bir hata olacaktır. Tezkereyi Meclis'te bekletip önce diplomatik yollarla işin çözülmesi, arabuluculuk görevinin üstlenilmesi daha doğru olurdu. Diplomasi ile çözülmeyen sorun karşısında Meclis'te bekletilen tezkere devreye sokulabilirdi. Ancak direkt olarak asker gönderip taraf olmak risklidir, kumardır. Destek olduğun taraf kazanırsa deniz yetki alanı sınırlandırılması konusunda sıkıntı yaş...

Suriye ile neden barışmalıyız?

Resim
En basit dille anlatacağım: Bilindiği gibi, Amerika Irak'ta Saddam rejimini yıkıp, Irak'ı parçalayarak ülkenin kuzeyini Kürdistan Bölgesel Yönetimine bırakmıştı. Suriye'de ise yine Amerika'nın desteği ile ülkenin kuzeyi PYD'nin kontrolüne bırakıldı. Türkiye'nin güneydoğusunda oluşturulan bu kolidor ve akabinde orada kurulması planlanan sözde Kürdistan ülkemiz için bir beka sorunu oluşturmaktadır. Bu kapsamda, Suriye'nin Irak gibi parçalanıp farklı aktörler tarafından paylaşılmasına göz yummak yerine Suriye'nin toprak bütünlüğünü savunmalıyız. Suriye'nin toprak bütünlüğü, temelinde Türkiye'nin toprak bütünlüğü demektir. Suriye ile tekrar diplomatik ilişkilerin başlatılması gerekliliğinin birinci sebebi budur. İkinci sebebi ise ülkemideki Suriyeli'lerin ülkemizin demografik yapısı üzerindeki tehlikesidir. Suriye'deki iç çatışma ortamından kaçmak zorunda kalan mültecilere kapılarımız açılmıştır. Zor durumda olan bu insanlara sahi...

Dolar Yükselmiyor, TL Değer Kaybediyor

DOLAR 4,90 OLDU! Doların yükselişi sürerken, bana ne dolardan diyenler var! Bak güzel kardeşim aslında dolar artmıyor, Türk Lirası çöküyor! Sadece dolar karşısında değil her para birimi karşısında Türk Lirası en hızlı değer kaybeden para birimi oldu. Vatandaşın cebinde belki dolar yok ama “bana ne dolardan” deme şansı da yok! Dolar yükseldikçe, yani TL değer kaybettikçe alım gücü azalıyor. Fakirleşiyoruz. Kuzey Kıbrıs Başbakanı'nın TL olan para birimlerini değiştirmek istediklerini açıklaması durumun ciddiyetinin en açık örneği! AKP hükümeti otoyol, köprü, havaalanı, şehir hastanesi gibi büyük ve resmi ihaleleri “dolar” bazında yaptı. Dolayısıyla hepimizin önüne gelecek bu fatura; sadece biz değil, torunlarımız bile bu borcu ödemek zorunda kalacak. Peki TL neden değer kaybediyor? Birinci neden artan siyasi riskler. Yani Türkiye'nin yabancı yatırımcıya güven vermemesi. O'Hal ortamı, siyasi gücün tek kişide toplanması, ABD ve AB ile ilişkilerin gerilmesi güvensizl...

Kimyasal Gübre ve Tohumda İsrail'e Bağımlıyız

İsrail, Filistinli mazlum halka zulüm ederken; Türkiye'nin İsrail ile ticari işbirliğinden basit anlatımla bahsetmek istiyorum. Geçmişte tarım ülkesi olan ülkemizin her geçen yıl üretimi düşmüş ve tarımda dışa bağımlı hale gelinmiştir. Tarımda uygulanan yanlış politika sonucu ithalattaki artış yerli üretimin düşmesini hızlandırmıştır. Örneğin; Türkiye domates ve biber tohumunu İsrail’den satın alıyor. İsrail'e sadece tohumdan yılda ortalama 15 milyon dolar para kazandırıyoruz. İsrail'den alınan bu tohumlar hibrit tohumdur. Bu tohumun özelliği hızlı ürün vermesidir. Ancak bu tohumdan sadece kimyasal gübre kullanınca hızlı ürün alınabiliyor. Peki kimyasal gübreyi kimden alıyoruz? Onu da İsrail'den! (İsrail kendi topraklarında organik gübre kullanıyor) Bu tohumların kısırlaştırıcı özelliği olduğu için toprağın kimyasını bozmaktadır. Ekildiği toprak artık başka tohumları da hazmedememektedir. Yani bu tohumu kullanınca aynı tohuma bağımlı olunuyor ve İsrail'den ...

Kürdistan Referandumuna HAYIR

Resim
 Daha önce Büyük Ortadoğu Projesi üzerine yazdığım yazılarda Irak ve Suriye'den sonra sıranın İran ve Türkiye'ye geleceğini söylemiştim. Ülkemizin bekası için dış politikamızın en önemli noktası komşularımızın toprak bütünlüğünü savunmak olmalıydı. Onların parçalanması Türkiye'nin parçalanmasının başlangıcı olurdu. Nitekim Türkiye'yi Suriye bataklığına çekme planı, hendek savaşı, darbe girişimi, iç ve dış tehdit unsurları BOP'un Türkiye ayağının altyapısını oluşturmak için tez gahlandı. Son süreçte ise Barzani'nin Kürdistan için bağımsızlık referandumu çalışmaları BOP'un en somut adımı olarak karşımıza çıkmıştır. İktidar partisinin Barzani'yi Genel Kurul toplantılarına onur konuğu olarak davet etmesi, Barzani karşılaşmasında havaalanına sözde Kürdistan bayrağı asılması, Kobani'ye müdahale için peşmergeye lojistik destek verilmesi bu süreci hızlandırmıştır. ABD'nin sözde IŞİD'e karşı savaşmak üzere PYD'ye tırlarca silah gönde...

ZORUNLU AÇIKLAMA: İSTİFA!

Resim
            Her dik duruşun mutlaka bir bedeli vardır. Bu bedeli ödeme cesareti olanlar ancak dik durabilirler.                         CHP Hatay İl Kongresi'nde demokrasinin gerekliliğini yerine getirerek Murat Hayzaran'ı destekledim. Kongre öncesindeki tehditlere rağmen dik durduğum ve birilerine biat etmediğim için kongreden sonra Büyükşehir Belediyesi’ndeki Koordinatörlük görevinden alındım, ardından işten çıkartılmaya teşebbüs edildim.                         Biat edenler değil, bedel ödeyenler asıl kahramanlardır.                          AKP'nin anti-demokratik uygulamalarından şikâyet edenlerin CHP içerisindeki kongrede demokratik bir yarışta karşı adayı destekleyenl...

Bayrak için kısa ve öz

Resim
Türk Bayrağı'nın son günlerde hedef alınmasına istinaden:  Türk Milletinin onuru, şerefi, namusu olan Bağımsızlık Savaşı’mızın şanlı simgesi ay yıldızlı bayrağımız Diyarbakır'da 2. Kuvvet Komutanlığı Garnizon sahasının içine girilerek, hainler eller tarafından kansızca indirilmiştir. Bugün bu ülkede Türk Bayrağı indirilebiliyor ve ayaklar altına alınabiliyorsa bu AKP iktidarının hain eseridir.                  AKP iktidarında, Türk askerinin kafasına çuval geçirilmiş, şehitlere ‘kelle’ denilmiş, PKK üyeleri Habur’da davullarla karşılanmış, Kürdistan resmen dillendirilmiş, tabelalardan T.C. kaldırılmış, Milli Bayramlarımız iptal edilmiş, ülkemizin kurucularına ‘iki ayyaş’ denmiş, Türk Bayrakları ile yürüyüş yapanlara polislerle saldırılmış, vatanseverler tutuklanmış ve öldürülmüştü! Bunların her biri yaşandığında bayrağımız indirilmişti aslında…           ...

Gezi Direnişi'nin Hatay'daki Kalesi: Armutlu

Resim
Gezi direnişi, Taksim’den başlayıp ülkenin her köşesine yayılan, hatta dünyanın birçok yerinde ses getiren Türkiye’nin dönüm noktalarından biri olacak “Artık yeter!” haykırışıydı.                                   Gezi direnişinde sağcı-solcu yoktu, Gezi direnişini A partisi ya da B örgütü organize etmedi ya da önceden planlanmadı… Gezi direnişi, başlangıçta çevre katliamına karşı dikta uygulamalara bir tepki olarak hortlasa da yıllarca ötekileştirilen, temel hak ve özgürlükleri kısıtlanan, AKP diktatörlüğü tarafından her türlü baskıya, şiddete, ayrımcılığa uğrayan halk için bir kırılma noktasıydı.                                 Türkiye tarihinin en geniş çaplı kitlesel eylemi...

BOP’un Türkiye Ayağı “Kürt Baharı”

Resim
            Amerika’nın Büyük Ortadoğu Projesi ile ilgili yazılar kaleme aldığımda, BOP’u geçmişte yapılan Haçlı Seferleriyle özdeşleştirmiştim. BOP’un asıl hedefinin, Ortadoğu’daki kutsal toprakla birlikte yer altı ve yer üstü zenginlikleri ele geçirmek olduğunu yazdım, durdum.                                  Amerika’nın Ortadoğu’da terörle mücadele ve iç güvenliği sağlama bahanesiyle Ekim 2001’de Afganistan’a saldırısı ve işgali, Irak’ı özgürleştirmek adına yapılan operasyon ve 19 Mart 2003’te Irak’ın işgal edilmesi BOP’un somut adımları olarak ortaya çıkmış ve projenin aşama aşama gerçekleştirilip devamının geleceğinin sinyalleri verilmişti. Nitekim 2011 yılında projenin yeni bir aşaması Arap Baharı’ydı.                  ...

BİZİM TARİHİMİZ; 19 MAYIS!

Resim
     Yobaz AKP zihniyeti önce, terör olayları ve şehit haberlerini öne sürerek 30 Ağustos Zafer Bayramı Resepsiyonu’nu yaptırtmadı. Cumhuriyet yıkıcıları, sonra da Van depremini bahane ederek 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarını iptal ettirdi.          Atatürk’ün ve Cumhuriyet’in değerlerini birer birer silmek için çabalayan yıkıcılar, her sene Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin yıl dönümünde TSK tarafından geleneksel olarak yapılan Garnizon Koşusu’nu da trafik sıkışıklığını bahane ederek iptal ettirmişlerdi. Atatürk’ün isminin geçtiği her ortamda tüyleri ürperen korkaklar, TBMM’de ve Dolmabahçe’de nöbet tutan askeri çekerek, polisi görevlendirdi. Yıllardır Dolmabahçe Sarayı’nda Ata’ya saygı duruşunda bulunan askerlerin, 10 Kasım'da Atatürk'ün yaşamını yitirdiği odada yapılan saygı nöbetini tutması da engellendi.          Atatürk ve Cumhuriyet karşıtı hükümet bunlarla yetinmeyip, şimdi de 19 Ma...

İmamlar Rehberlik Yapacakmış!

Resim
       Kültür ve Turizm Bakanlığı, tarihî camilerin artık Turist Rehberleri tarafından değil, din eğitimi almış kişiler tarafından tanıtılması için kadro alımı yapacak. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, bundan sonra tarihi camileri turistlere rehberlerin değil, din adamlarının tanıtacağı açıkladı.      Üniversite’de Turist Rehberliği bölümünde okuyan bir öğrenci olarak, hükümetin bu kararı hangi mantıkla aldığını anlamış değilim. Bu durumda hükümetin mantığıyla düşünürsek, imam hatip mezunu tek bir kişi bile açıkta kalmayacak gibi.      Ülkemizde devletten maaş alan din adamı sayısı yaklaşık olarak 120 bin civarındadır. Evet yanlış değil, 85 bin civarında cami bulunan ülkemizde devlete sırtını yaslayan din adamı 120 bin civarı. Peki ya Profesyonel Turist Rehberi sayısı kaç? Yaklaşık olarak 11 bin. Üstelik, Turist Rehberliği’nin henüz bir meslek yasası dahi yok. Hiçbir devlet güvencesi olmayan rehberler, işçi sıfatıyla çalış...

HAÇLI SEFERLERİNİN DEVAMI BOP

Resim
BOP: 22 ülkenin sınırı değişecek!   Haçlı Seferleri, 1096 yılından başlayıp 1270’lere kadar sürmüş ve Avrupa’dan Ortadoğu’ya tam 8 kez yapılmıştı. Amaç; Avrupalı Hıristiyanların, Müslümanların elindeki kutsal Kudüs ve Filistin’i almak, Ortadoğu’da Müslümanların elinde bulunan ticaret yollarının kontrolünü sağlamak ve Ortadoğu’nun zenginliklerini ele geçirmekti.                 Amerika’nın Ortadoğu’da terörle mücadele ve iç güvenliği sağlama bahanesiyle Ekim 2001’de Afganistan’a saldırısı ve işgali, Irak’ı özgürleştirmek adına yapılan operasyon ve 19 Mart 2003’te Irak’ın işgal edilmesi, yine bir özgürleştirme bahanesiyle 19 Mart 2011’de Libya’nın bombalanması gibi örneklerde olduğu gibi haçlı seferlerinin günümüzde de sürdürüldüğünü görüyoruz. Geçmişte Haçlı Seferleri adı altında yapılanlar, günümüzde Büyük Ortadoğu Projesi ile yapmakta. Zaman ve isim farklı iken, amaç ve yer aynı; petrol zengini Ort...

Son Dakika Haber