Kayıtlar

2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İç Cephede Birlik Atatürk'te Sağlanmalı

 Türkiye kuruluşunun 100. yılına giderken yine emperyalistler tarafından Suriye'den, Doğu Akdeniz'den, Balkanlar'dan ve Kafkasya'dan kuşatılmaktadır. Emperyalizmin bu topraklar üzerindeki planları hiç değişmedi. Haçlı Seferleri'nden Sevr'e, Sevr'den Büyük Ortadoğu Projesi'ne bu coğrafyadaki arzuları ve Türk düşmanlıkları hiç bitmedi. İdlip, Libya, Mavi Vatan ve Karabağ fiziki ayrı özünde tek cephedir, düşman emperyalizmdir. Tüm cephelerde 100. yılına giden Cumhuriyet'imize, ülkemizin bölünmez bütünlüğüne ve bekasına sahip çıkmak için önce iç cepheyi güçlendirmek gerekir. İç cephede birlik Mustafa Kemal Atatürk'le sağlanır. 4 koldan kuşatılırken iç cephede Atatürk düşmanlığı yapanlar emperyalizmin işbirlikçileridir. Empeyalizme ve onların yerli işbirlikçilerine karşı ülkemizin birliğini ve bağımsızlığını, bölünmez bütünlüğünü ve Cumhuriyeti'mizi savunmak boynumuzun borcudur. "Azerbaycan'ın sevinci sevincimiz, kederi kederimizdir....

Hatay'daki Suriyeli'lerin Plebisit Tehlikesi

Bugün Rus medyasında dehşet verici bir yazı okudum. Yazıda Hatay'a dikkat çekiyordu. Özetle kendi yorumumla paylaşmak istiyorum: Yazıda Hatay için "Suriye'den Çalınan Şehir" olarak bahsediliyor. Fransa'nın 2. Dünya Savaşı öncesi müttefik arayışı içerisinde iken Türkiye'yi yanına almak için Hatay'ın 1939'da Türkiye'ye verildiğine  dikkat çekiyor. Ancak Hatay'ın Türkiye'ye verilmesi Lozan'a teknik olarak ters düşeceği için Fransa'nın jest yaparak referandum önerdiğini vurguluyor. Yazıda şöyle devam ediyor: Suriye yıllarca Hatay'ın Türkiye'ye verilmesi kararını tanımadı. 2011 yılı öncesi Türkiye ile Suriye'nin yakınlaşması, ortak yatırımlar planlanması (Dostluk Barajı), aradaki ilişkilerin düzelmesiyle Hatay konusu tartışmalarının rafa kalktığını; ancak 2011'den sonra Türkiye'nin Esad rejimine karşı terörist grupları desteklemesi ve ilişkilerin bozulmasıyla Hatay konusu tartışmalarının yeniden alevlendiği vurgul...

Rüzgârın Yönüne Göre Savrulan Suriye Politikası

Hükümetin Suriye politikasını inanın hayretle izliyorum. Suriye'nin kuzeyine yapılan Zeytindalı, Barış Pınarı ve Fırat Kalkanı Harekatı operasyonları, orada oluşturulması planlanan terör kolidoru ve sonrasında kurulması planlanan sözde devletçiği önlemek adına doğru adımlardı, biz de destekledik. Ancak operasyonu yaparken ifade ettiğimiz nokta Suriye'nin toprak bütünlüğünü korumaktı. Zira bu konu ile ilgili her yazımda Suriye'nin toprak bütünlüğünü korumak, Türkiye'nin toprak bütünlüğünü korumaktır, diyorum. Fakat, o süreçte Rusya'nın desteği ile Suriye'nin kuzeyine girip ABD'nin desteklediği teröristlerle savaşırken; bugün geldiğimiz noktada ABD'nin desteğiyle Suriye'nin batısı İdlip'te Rusya'nın desteklediği rejimle savaşacak olmamız dış politikamızın ne kadar vahim durumda olduğunu gösteriyor. Suriye'nin toprak bütünlüğünü savunuyorsak yapmamız gereken; Suriye ve Rusya ile ortak masada buluşup İdlip'te bulunan tüm terörist ...

Libya Tezkeresi Kumarı

Libya tezkeresi mecliste görüşülüyor. Peki nedir Libya'daki durum? Libya'da bir yanda Ulusal Mutabakat Hükümeti, diğer yanda ise Hafter güçleri; bir iç savaş var. Türkiye, Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni destekliyor ve asker göndermek istiyor. Peki ya iç savaşı Hafter kazanırsa? Kendimize stratejik yeni bir düşman daha yaratacağız. Böyle bir durumda Libya ile yaptığımız "deniz yetki alanı sınırlandırma anlaşması" hayal olur. Karşısında yer alıp asker gönderdiğimiz Hafter kazanırsa, Doğu Akdeniz konusunda karşı cephede yer alacaktır. Bu da ülkemiz için stratejik bir hata olacaktır. Tezkereyi Meclis'te bekletip önce diplomatik yollarla işin çözülmesi, arabuluculuk görevinin üstlenilmesi daha doğru olurdu. Diplomasi ile çözülmeyen sorun karşısında Meclis'te bekletilen tezkere devreye sokulabilirdi. Ancak direkt olarak asker gönderip taraf olmak risklidir, kumardır. Destek olduğun taraf kazanırsa deniz yetki alanı sınırlandırılması konusunda sıkıntı yaş...

Son Dakika Haber